Zekeriya Şen’in Hindistan İzlenimleri Serisi-2


Agra’yı ziyaret için tek gününüz varsa bunu Cuma yapmayın zira şaheser Taj Mahal’in kapıları o gün kapalı.1632-1653 yılları arasında Şah Cihan tarafından on dördüncü çocuklarına doğup yaparken ölen diğer yarısı eşi Mümtaz Mahal için inşa ettirilen bu eser, Agra’nın hatta Hindistan’ın incisi.

Bu eseri elbette ziyaret etmeden Hindistan’dan dönmek bir suç; Edward Lear, daha ilk bakışta büyülendiği Tac Mahal hakkında şunları yazmıştır: “Bundan böyle dünyadaki insanları iki sınıfa ayırmalı; Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler.” Ama benim gibi Cuma günü şehre girip başka da zamanınız yoksa ve eğer önceden de bu şaheseri ziyaret ettiyseniz o zaman nefis fotoğraf çekebileceğiniz bir kaç püf noktası var. Ve Cuma gününe denk gelse de önemli değil. Yamuna (Cumna) Nehri boyunca ilerleyip yolun bittiği, Taj Mahal’ı karşınıza alabileceğiniz bir yerde arabanınızı bırakın. Buradan bitlerini temizleyen maymunlar arasından Taj Mahal’ın ana girişi olan Sidi Kapısına giden resmi bahçelerin oradan nefis bir manzaraya sahip olabilirsiniz. Turistlerden ırak, kendi başınıza çekeceğiniz nefis görseller size ayrı bir ölümsüz anı hediye ediyor. Eğer zamanınız varsa Taj Mahal’in yapımında kullanılan mermerin işlendiği, jenerasyondan jenerasyona aktarılan çalışma ocaklarını ziyaret edebilirsiniz. Agra’nın taşı toprağı mermer dersek yalan olmaz…

Sırada Akbar’ın Mughal İmparatorluğu’nun bir zamanlar başkenti olan Fatehpur Sikri var. Zamanında 30bin kişinin yaşadığı bu kent hala güzelliğini koruyor ve gelen gezginleri heyecanla karılıyor. Sadece bu ziyaretinizi öğle güneşinin altında yapmayın, o zaman haşlanmanın farklı kavramlarını keşfetme imkânı yakalarsınız. En iyi zaman sabah saatleri veya fotoğrafçılar için öğleden sonra.  Maalesef artık burası bir hayalet kenti, ayakta kalan sarayı ve camisi turistler için mıknatıs görevini üstenmiş durumda. Akbar bu kenti Evliya ve üstadı Selim Çisti’yi onura etmek için inşa ettirmiş. Gelen ziyaretçilerin çoğu öncelikle bu evliyanın mezarını ziyaret edip iyi dilekte bulunuyorlar. Hatta pek çoğu telkâri mermer işlemesine kurdele bağlayıp niyette bulunuyor. Benim kurdelem de diğer kurdeleler arasında yerini aldı. Hayır, niyetim gerçekleşmedi…

Şimdi sırada Hindistan’ın ruhunu, derinliklerini kemiklerinizde hissedeceğiniz Pembe Şehir Caypur var. Agra’dan yaklaşık 235 km uzaklıkta olan bu şehre yine araba yolculuğu yaparak gittim. Yol maceraları daha renkli olmasına rağmen tema aynı kaldığı için tekrara girmenin bir faydası yok. Caypur, namı diğer Pembe Şehir, Hindistan’ın Racastan eyaletinde yer alıyor. Racastan yaklaşık bir Almanya büyüklüğünde aşağı yukarı. Büyük bir bölümü Thar Çölü ile istila edilmiş durumda. Kralların Toprağı yanı Racastan korkusuz savaşçıların yani Rajput’ların memleketi. İnanışa göre Rajput’lar birebir Rama ve Krişna adlı kahramanların soyundan geliyorlar. Dinlerini ve topraklarını Müslüman istilacılara karşı uzun yıllar korudular. Tarihin bir döneminde Mughal İmparatorluğu ile ittifak kurup kendi aralarında kız alıp vermeye başladılar. Böylece geleceklerini garanti altına alıp bölgenin zenginleşmesine, refahın ve tüm Hindistan’a esin kaynağı olmaya devam ettiler.

Caypur Hindistan’ın ilk planlanmış şehri ve 1727 yılından yerleşimin başlandığına inanılıyor. Şu an Racastan’ın başkenti ve yaklaşık nüfusu 3,5 milyon. Pembe şehir olarak biliniyor zira eski şehirdeki tüm evler yasa gereği koyu safran kırmızı renk ile boyanmak zorunda. Bu zorunluluk 1876 yılında Galler Prensinin ziyaretiyle birlikte dayatılmaya başlanmış aslında ama pek çok kişiyi bu kısmı pek ilgilendirmiyor.

Racastan sarayları, tapınakları ve kaleleri ile Hindistan’ın en zengin bölgesi, bundan dolayı en güzel renklerde buradan çıkıyor. Bu şaheser yapıları bir kısmı turizmin cazibesi ile otellere devşirilmiş durumda. Bunların en güzeli 1835 yılında Kraliyet Av Evi olarak inşa edilen ve şimdilerde otel olarak kullanılan Rambagh Palace.

Caypur tamamıyla bir renk şöleni kafanızı çevirdiğiniz her köşede bir eşsiz kare ile karşılaşmanız mümkün. Renkli dizginli develer ve arkasında onun yemeğini – koca bir blok darı – aheste aheste taşıyan filler. Elbette ilk durak en popüler mekânlar, bunları listeden silmeden hareket etmek sanki suç işlemek gibi bir şey. Pembeliği ile göz kamaştıran Hawa Mahal, Caypur’u ziyaret edenlerin genellikle ilk durağı. Şehir sarayının bir yüzü olan Hawa Mahal ana caddeye bakıyor ve 953 paravanlı pencere kanadı ile süslenmiş bir ön cephe. Bu paravanlar arasında asil kasınlar hem temiz hava teneffüs edip hem de dış dünyayı gözlemliyorlardı. Caypur’a 11 kilometre uzaklıkta olan Arawalli Tepesi’ne kurulan Amber Kalesi genellikle ikinci ziyaret durağı oluyor. Kaleye doğru yaklaşırken güzel panoramik bir fotoğraf çekmek için durduğunuz her yerde bir yılan oynatıcısı ile karşılaşmanız mümkün. Kurguya göre siz duracaksınız ve mecburen karenizin içine yılan oynatıcısını da alıp amber Kalesi’nin fotoğrafını çekeceksiniz ve sonra pamuk eller cebe. Ben fazlasıyla elimi cebime soktuğumu anımsıyorum.

Amber Kalesi’ne çıkmanın en popüler yolu, sırtına ahşap bir platform oturtulmuş olan bir fil ile. Hayvan severler bu uygulamaya çok tepki verebiliyorlar ama bir de öykünün diğer tarafı var, bu hayvanlar ve sahipleri bu uygulama sayesinde ekmek yiyorlar. Daha da önemlisi bir fil günde maksimum 2 bir olasılık 3 defa kaleye çıkıyor yani bir suiistimal, sömürü de söz konusu değil. Ancak muhtemelen bu çok yakında da kaldırılacak. Fil sırtına binmek ayrı bir macera ve onun yürüme temposu ve salınımına senkronize olmak oldukça keyifli, bazılarına meşakkatli. Kaleye ayrıca yürüyerek (merak etmeyin filler tarafından ezilemezsiniz) veya ciplerle (farklı yönden) çıkmak söz konusu. Fil üzerinde kaleye çıkarsanız Maharacalar gibi yedi müstahkem kapıdan geçiyorsunuz. Kalenin dış cephesi içindeki zenginliği asla yansıtmıyor onun için hemen ön yargılı olmayın. İçeride sizleri nefes kesen freskler, zarif mozaikler, özenle yontulmuş mermer paravanlar, bahçeler, duvarları ve tavanı tamamen ayna ve renkli cam ile kaplanmış bir salon Şiş Mahal (Aynalı Salon) ayrıca muz ağacını anımsatmak üzere işlenmiş yeşil mermer sütunlu, sivri uçlu kemerli ve kubbeli bir tapınak bekliyor. Ve elbette pek çok güzel panoramik kareler.

 

Amber kalesini inşa ettiren Raja Savay Cay Sing II’nin astrolojiye inanılmaz merakı varmış. Elbette bir astronom olarak bu benim ekstra ilgimi çekti. Bu lider 1727-1734 arasında Caypur’daki Cantar Mantar isimli, dünyanın o zamanki en gelişmiş cihazlarını barındıran, gözlemevini inşa ettirmiş. Özellikle uzay bilimlerine meraklı olanların asla es geçemeyeceği bir yer Cantar Mantar. İki metre genişliğindeki yıldız haritası, gezegenlerin hareketini ölçen karizmatik bir cihaz, kocaman güneş saatleri görülmesi gereken enstrümanlar arasında. Bu güneş saatleri günümüzde saati sadece 2 saniye ile yanlış gösteriyor. Evrenin değişim değerlerine bakarsak bu veri hala geçerli ve sağlıklı.

Pek fazla alışveriş merakım yoktur ama Caypur’da bu duruşunuzdan biraz özveri göstermeniz gerekiyor zira ülkenin belki de en güzel pazarları bu Pembe şehirde.  Meşhur kuyumcu ailelerin elinden çıkan mücevherattan, Ganges Nehrinin kutsal suyundan yapılan sabunlara kadar pek çok ürün var bu pazarlarda. Meraklısı için yelpaze altından yeşime oldukça geniş.

Seyahatim elbette burada noktalanmadı ama yazımın uzaması nedeniyle şimdilik bir ara veriyorum. Daha Udaypur, Mavi Şehir Codpur, Mumbay ve Güney Hindistan var. Uzun yazıların okunmadığı bir devirde olduğumuzdan dolayı sözü burada noktalayalım. Seyahat uzun yazılmış olsa bile süresi yedi gün ve bu rota turizm terminolojisinde Altın Üçgen olarak bilinir.

Hindistan lebiderya dedikleri türden bir ülke. Her köşesinden fışkıran kültürel değerler ile birlikte, tarih, yemek, coğrafya, efsaneler, epik öyküler, insan, tanrılar ve dinler. Bir havan içerisinde ezilen çok kültürlülük tüm gözler için şölen. Arayı fazla açmadan tekrar ziyaret edilmesi gereken bir cevher.

 

 


Makaleleri
Milyonlarca Hintliyi Tepindiren Adam
Turizm Sektörünün Köşe Taşı
Othmar Pferschy: Türkiye’nin ilk turizm fotoğrafçısı
2017’nin Lüks Seyahat Eğilimleri
Teotokostis Pammakaristu Manastır Kilisesi
Müzik, Seyahat İsimli Eşsiz Filmin Film Müziğidir…
Dünyanın En Garip Müzeleri
Turizm ile Şekillenen Gelecek
2018 Avrupa Kültür Başkenti: Valletta
Sanatın ve Mimarinin Beşiği: Floransa
Dokunulmamış: Ürdün ve Petra
Turizm Hakkında
Güzergah; Film Sahnemiz
Tonlarca Tel ve Sürdürülebilirlik
Kaburga Kıran
Dünyanın 10 Yerinden 10 Görkemli Kanal
Arkeolojik Kazılar, Türk Kaleleri ve THY
Birinci Konstantin
Barka İle Seyahat
Osaka
Modern Tanıma Göre Turizm’in Keşfi
Nasıl?
Seyahat Teknolojisi
Zekeriya Şen’in Hindistan İzlenimleri Serisi-2
Zekeriya Şen’in Hindistan İzlenimleri Serisi-1
Nam-ı Diğer: Zamanla İsmi Değişen Ülkeler
1900’lerde Paris'te Bir Fuar ve Yürüyen Kaldırım Hikayesi
Mars’ta Tatil Yapmak Mümkün mü?
Rock’n Roll ve Otel Sektörü
Nepal Denince Akla…
2016’nın Favori Destinasyonu: İzlanda
Gelişen Teknoloji Işığında Geleceği Öngörmek
Bavulunun Sesini Dinle : BagSentry
Düşük Sınıf Negatifliği Burada Yok: Narita Havalimanı
Kültürel Varlıklarımız: Ayasofya
İLETİŞİM
Adres: Barbaros Bulvarı, Barbaros Apt. No.74 K.7 D. 18-19 PK.34349 Balmumcu, Beşiktaş-İstanbul / Türkiye
Tel: 0 850 622 33 78   Faks: 0 212 216 10 30
E-Posta:  fest@festtravel.com

WhatsApp: 0534 015 62 30
Çalışma Saatlerimiz: Pazartesi - Cuma / 08.30 - 18.30
Mesai saatleri dışında bize ulaşmak için yurtdisi@festtravel.com adresimize yazabilir ya da 0534 015 62 30 no’lu telefonu arayabilirsiniz.