Nasıl?


Turizmde kusursuz servis mecburi bir koşul, onsuz olamaz. Aynı zamanda seyahat edenler de daha tecrübeleniyor ve beklentiler yükseliyor. Öte yandan fiyat rekabeti ise hiç olmadığı kadar etkin ve önemli, özellikle içeriğe bakmayıp fiyat odaklı bir kitle varsa karşınızda. Bununla birlikte sektörün akımını takip etmekte her turizmcinin ana damarlarından biri olmalı. Oyununuzun başında bir orkestra şefi gibi etkin, sakin ve kontrollü olmalısınız. Mesleki nabzı her zaman tutuyor olmalısınız, yoksa kayıp gidersiniz.

 

Bunları arkama alarak geçen veya gelecek olan sezonun en iyi veya kötülerini sizlere sıralamak istemiyorum. Zaten hiç sevmem bu bağlamda liste yapmayı. Nasıl olsa bir güzergâh seçilecektir yoksa seyahatin kendisi olmaz değil mi! Burada sunmak istediğim liste “neresin” kavramından öte “nasıl” kavramı. Gezgin dediğin gitti güzergâh tarafından etkilenmek ve o coğrafyanın onu dönüştürmesini bekler. Fiziksel güzergâhın ötesine geçmeyi hedefler. “Nasıl” kavramı ile bir güzergâha nasıl gidilebileceğini listelemek asla amacım değil, burada yatan “nasıl” aslında bir zihniyet, seyahat tecrübelerinizin nasıl sizleri hissettireceği düşüncesi. Bir seyahati tercih etmeden önceki geçirdiğiniz karar vermek süreci içinde yakan filozofik nasıl.

 

1- Doğru seyahat diye bir şey yok!

Hepimiz farklıyız ve doğal olarak aynı güzergâh veya seyahat paketinden alacaklarımız farklı olacaktır. Herkesin mutlu olması veya aynı düzeyde etkileşim alması mümkün değil. Böyle bir gerçek yok. Hepimizin özünde olan ama sürekli gelişen özellikleri var. Bizi ne tetikler, mutluluk getirir veya hedeflerimizi sağlar. Seyahatiniz hakkında sizleri tatmin eden unsurlar yoldaşınızı aynı düzeyde etkilemeyebilir. Can dostunuzun gerçek yüzünü seyahatte görebilirsiniz. Pek çok arkadaşlıkların sıcaklık mertebesinden soğukluk mertebesine geçişini bilirim. Nedeni birlikte seyahat etmek. Bazen ikinci deha gidilen güzergâhlardan iki kadar keyif alınamıyor zira ciddi değişimler gerçekleşmiş oluyor. İlkinde doğru seyahat olan bir güzergâh ikincisinde kötü seyahat olabiliyor. Ne kadar kontrollü gitseniz bile sizin imkânlarınızın dışında gelişmelerin söz konu olabileceği bir kol seyahat etmek zira kontrolü ne kadar sıkı tutarsanız tutun başkalarından mutlaka destek almak zorundasınız. Zira seyahat bir müşterek icraat. Modern seyahat içerisine bütünleşmiş edilmiş olan tüm esnekliklere rağmen kusursuz seyahat diye bir kavram yok. Önemli olan seyahatin kendisinin keyifli bir icraat olduğunu kabullenip “nasıl” kavramını irdelemek…

 

2- Derinlik veya Kapsam

Dünyamızın her köşesini göremeyeceğimiz aşikâr, hayatımız ve yaşam koşullarımız buna olanak vermiyor maalesef. Seyahatlerimizin fiziksel bir limiti var. Bundan dolayı gittiğimiz güzergâhları daha derinlemesine algılama imkânımız olabilir. Böylece kendimizi farklı kültürlerden derinlemesine ilham almak konusunda yetiştirebiliriz. Aklımızdaki derin coğrafya diyebiliriz. Genellikle bu tür bir akıl yapısı doğa ile etkileşimlerde ortaya çıkıyor oysa bence kentsel veya insan yapımı eserlerde de bunu yakalamak mümkün. Rüzgârda sallanan bir ağacın büyüleyici etkisi sizleri şehrin göbeğinde çalan tapınan çanları kadar etkileyebilir. Bu alacağınız derinliğe olan rasyonel yaklaşımınız ile doğru orantılı. Buradaki önemli unsur evrenizdeki seslere kulağınızı tıkamanız ve gözlemlediğiniz o güzelliğin akli olarak sizi nereye taşıdığı. İşte derinlik veya kapsam burada devreye giriyor. Gördüğünüz bir eser sizleri yüzyıllarca geriye götürebilirken bunun zamansal kapsamını değerlendirebilirsiniz aynı zamanda da bu kapsam içerisinde yatan tarihsel derinliği. Neydi ne oldu ve ne olacak senden sonra. Paradoksal bir boyutta bu gözlemlediğin eser nereden geldi sorgusu.

 

3- Bağlantısızlık ve Dijital Arınma

Bu yeni bir kaçış kavramı, dijital arınma. Amaç bağlantısızlık içerisinde tekrar bağlanma. Hayatımızın büyük bir süresi ekran karşısında geçiyor. Özellikle sosyalleşme kavramı altında medya beslemeleri, aplikasyonlar, dijital mesajlaşmaların yarattığı gizli spagetti kurgusu aklımızın arkasında bir yerde sürekli çalışıyor. Bir yoğunluk ve dolayısıyla yorgunluk yaratıyor. Akıllı telefonlara olan aşkımız aslındapek çok şeyden bizleri uzaklaştırıyor. Oysa ihtiyacımız olan sakinlik, hatta hiçlik, huzur, bağlantısızlık ve doğal olarak dijital arınma. Eskiden bir yere seyahat edeceğim dediğinizde insanların gözleri fal taşı gibi açılırdı. Şimdilerde ise ben ücra köşelere seyahat edeceğim ama yanıma dijital külfetlerimi almayacağım dediğinizde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Hemen olmasa bile ki yavaş yavaş başladı, gezginler daha çok dijitalleşmeden uzaklaşacak seyahatler yapacak. Kafanızın paylaşmalıyım zorunluluğundan arınmış bir şekilde seyahat ettiğini kurgulayın. Zaman ve mekân, anı yaşama, nefes alma, bir durup etrafı algılama ve hayatını tekrar tekrar sorgulama, gözden geçirmeye imkân verecektir bu bağlantısızlık. Burada yoga, bedensel ve fiziksel tedavi veya benzeri sağlık turizminden bahsetmiyorum. Burada zamanın değerliliğinden bahsediyorum, deneyimi özümsemekten, size bahşedilen o kısa zamandan. Hayata tekrar bağlanmak için bağlantısızlığı öneriyoruz diye sloganlar yakında görürsek hiç şaşırmayın.

4- Otantikliği Tahayyül Etmek

Son dönemlerin moda terimi otantiklik ve otantik seyahat. Ama gerçek anlamını bilen var mı acaba? Otantiklik bir güzergâhın hem güzel hem de kötü gerçeğini gösterir. Bu ise seyahat edenler için önemli veya önemli olması gereken bir kavram. Bir güzergâhın gerçek değerini algılamak istersek eğrisi ve doğrusu ile değerlendirmemiz lazım ve buna da bir yerli gibi bakmamız gerekir. Özellikle bu son kısım çok önemli, işte bu gerçek anlamda algılama kelimesin karşılığı. Bir özneyi farklı açılardan gözlemlemek. Bir güzergâhın eskiden ne olduğunu kavramaya çalışmak otantikliğini yakalamak anlamına gelmez. İşte bu aşamada kafalar karışıyor. Benim için otantiklik o an mevcut yapının yerel insanlar tarafından işleniş yöntemi. İşte otantik olan budur. Sonuçta bu bir tür intibak kabiliyeti değil mi, hepimizin tüm gezginlerden aslında istediği.

 

5- Önemsemek

Normal bir gezgin genellikle kendi başıma ne yapabilirim ki bu dünyayı değiştirebileyim diye düşünebilir. Genellikle işin ne kadar vahim olduğunu da fark edip bu maksattan vazgeçilir. Oysa kendiniz haricinde hiçbir şey gezdiğiniz yeri veya tanıştığınız yerel insanları umursamanıza engel olamaz. Dünyanın bulunduğu hale bakarsak bu aslında bir denge faktörü. Kendinize önemsemek dayatmasını yüklemek ve meydan okumak. Özellikle geçtiğimiz yıl tüm dünyada yaşadığımız durumlar bunun tam tersini gösterse bile bir birey gezgin olarak bunun üstesinden istersek gelebiliriz, sadece önemseyerek. Bu özelliği benimsemek o kadar kolay değil. Hatta bazılarımız için imkansız denecek kadar zor. Ancak koşulsuz şartsız birbirimizi anlamak, ön yargısız ve saygılı, tahminimizden daha önemli. Ancak böyle gerçekten bir bütünlük ve birleşim sağlanabilir. Bu tür bağlantılar büyük olasılıkla başarı ile sonuçlanır ve bu çabayı gösteren, adımı atan için bir ödüllenme niteliği taşır. Önemsemek sonucu ortaya çıkan ve benimsenen bu kavram uzun vadede yardımseverliği besler. Saygı ile birleşince de ortaya çok kalıcı kişinin kendi benliğini beslediği bir kavram çıkar. Turizmle bunun ne alakası var demeyin zira çok var. Saygı, önemseme, yardımseverlik ve açıklık biz insanların en değerli özelliklerinden birkaçı. Bunu gezgin kafalar ile birleştirince işte o zaman kötü olan dünya halleri olumlu yönde değişmeye başlar.

 

6- Gözlemcilikten İştirakçiliğe

Seyahatte iştirakçi olmak yeni bir eğilim. Sanata, yemeğe, kültüre, aktivitelere iştirak etmenin ötesinde fiilen ellerinizi kirletme. Bunun güzel örnekleri uzun zamandır var ama çok fazla ön planda değil. Örneğin Tekirdağ’da var olan bir inek çiftliğinde geçirilen 2-3 haftalık tatiller. Burada fiilen elinizi kirletip inekler, doğa ile haşır neşir olmak. Uzaktan gözlemlemektense fiilen iştirak etmek ve kendini başka görevlerde konumlandırmak. Kalıplaşmış gezi paketlerinin haricinde kendi kendine keşfetmek, çekinmeden sorgulamak, haşır neşir olmak. Kendinizi sahnenin ortasına atmak, tüm hassasiyetiniz ve çekingenliğiniz ile. Böylesine tecrübeler sonucunda öğrenilen yeni kavramlar insanın ruhuna sonsuz olarak kazınmakta.

 

7- Aksettiricilik

Bir seyahatte kendinizle birlikte geri getirdiğiniz değerlerden bahsetmek istiyorum burada. Sayısız çektiğiniz fotoğraflar, aldığınız hediyeler veya sosyal medya paylaşımlarınız değil konu. Aksine günlük yaşantınızda değerini fark etmeyip seyahat esnasında bunun farkına varmanız. Farklı kültürler ve coğrafyalar ziyaret ederken fark ettiğiniz özellikler. Belki hayatınızda her gün gördüğünüz ama değerini o boyutta idrak etmediğiniz özellikler. Seyahatiniz sırasında size dank edebilir. Seyahat dönüşünüzde yemeklerinize o seyahatten kattığınız bir tat, dinlediğiniz müzikte farklı olanlara da kulak vermek, evinizin bir köşesinde tozlanmaya mahkûm olan bir cihazı kullanmak gibi. Seyahatinizden evinize getirdiğiniz o görünmez değerler, deneyimler. Bir vadiye baktığınız an hissettiğiniz o duyguyu geri getirebilirsiniz. Evet, evinizde o manzara olmayabilir ki olmayacaktır ancak o hissedilen duygu tekrar anımsanıp yaşatılabilir, aksettirilebilir. Bazı değerlerimiz burnumuzun önünde olup değerini bilmiyoruz, görmüyoruz ve şükretmiyoruz. Oysa bir seyahat süresince bunları fark edip eve döndüğümüzde daha farklı değerlendiriyorsunuz. Elbette bunları bir seyahat süresince görmeniz ve benimsemeniz daha kolay oluyor ama bunları yaşatmak sizin elinizde. Benimsiyorsunuz…

 

8-Gönüllülük: bağışta bulunmaktansa öğrenmek

Gönüllülük genellikle vericilik ile özdeştirilir. Ancak bu vericilik şartsız, koşulsuz kabul edilir. Öngörülerle bir yere gönüllü desteği verilmesi gerekirse hemen maddi yönler düşünülür. Ben buna Noel baba modülü diyorum. Ancak çok azımız gönüllülüğe soyunmadan önce karşı tarafı dinler. Gönüllü kendi dert ve kalıplarına o kadar boğulmuş olur ki karşılık almak isteyen halkı dinlemez, kulak asmaz. Bu ise bir dayatmayı yanında getirir. Gönüllüler aslında bir topluluk hakkında ilk verileri toparlayıp diğerlerimize dağıtanlar. Uyulamadan önce dinler, gözlemler, dinamikleri değerlendirir ve sonra uygular. Söz konusu halkın birikimini tartar, ihtiyacını algılar ve kendi imkânları içerisinde yardımcı olur. Öncelikle yardıma ihtiyacı olandan öğrenmelidir.

 

9-Sürdürülebilir Turizm

Bu kavramda son dönemlerde herkesin ağzında sakız olmaya başladı. Geçen gün bir turizmci profesyoneline kullandığı bu tanımın açılımını sordum bana kısacası otellerdeki havluları maksimum düzeyde kullanmak şeklinde oldukça sığ bir cevap verdi. Aslında cevabı yanlış değil ama bu kadar kapsamlı bir anlamı olan söz konusu cümlenin içini boşaltıyor. Aslına bakarsanız sürdürülebilir turizmin kanımca özünde yatan en değerli anlamı Saygı. Kültüre, insanlığa, doğaya, ekonomiye ve bu kavramlar arasında incelikle işlenen alt tanımlara. Topluluk, gelişim ve doğal kaynakları koruma hepsi sürdürülebilir turizmin bir parçası. Gezilecek yerlerin öncelikle kendi nufüsü için yaşanabilir yerler olması mutlak. Sürdürülebilirlik bir süreç ve hızlı, kitlesel turizm en büyük düşmanı. Yaşadıkları yerlerdeki yerlilerin yaşama standardını düşürmeden arttıran kavrama sürdürülebilirlik denir.

 

10-Macera Daha Da Kişiselleştirilecek

Macera Turizmi bir gezginin kendi sınırlarını tanıdığı ve meydan okuduğu bir turizm kolu. Bunu sadece fiziksel yönden değerlendirmemenizi rica edeceğim. Paraşütle gökyüzünde uçanlar mı dersiniz, dipsiz bir denize çok yüksekten dalanlar mı dersiniz, uçurumdan gerçekten atlayanlar mı yoksa ayağı kayanlar mı dersiniz. Bu tür görsellerin altında yazılan sloganlar ile macera turizmi pazarlanmaya çalışır. Ben bu tür reklamlara bakınca genellikle kendi kendime “ben asla macera turizm” yapamam derim. Ancak bu kalıplaşmış bir tanım hem kendim hem de piyasa için. Oysa macera aslında sizlerin içinde yatan bir özellik, kişisel yani. Kendi doruklarınızı ve başarılarınızı keşfetme dürtüsü. Macera hepimiz için farklı bir şey ifade ediyor. Her meydan okuma herkesin içerisinde farklı bir tepkiye vesile oluyor. Bazılarımız çok esnerken diğerlerimiz esnemiş gibi yapıyor. Bu maceranın sonunda kendimize şu soruları soruyor olmalıyız: Kendimi esnetebildim mi? Öğrendim ve geliştim mi? Ne amaçladım ve başardım? Ve elbette nasıl? Kişisel açmazların neydi? Macera seyahatinin gerçek anlamı kişisel seyahat aslında. Her şey bakış açışına bağlı…

 


Makaleleri
Milyonlarca Hintliyi Tepindiren Adam
Turizm Sektörünün Köşe Taşı
Othmar Pferschy: Türkiye’nin ilk turizm fotoğrafçısı
2017’nin Lüks Seyahat Eğilimleri
Teotokostis Pammakaristu Manastır Kilisesi
Müzik, Seyahat İsimli Eşsiz Filmin Film Müziğidir…
Dünyanın En Garip Müzeleri
Turizm ile Şekillenen Gelecek
2018 Avrupa Kültür Başkenti: Valletta
Sanatın ve Mimarinin Beşiği: Floransa
Dokunulmamış: Ürdün ve Petra
Turizm Hakkında
Güzergah; Film Sahnemiz
Tonlarca Tel ve Sürdürülebilirlik
Kaburga Kıran
Dünyanın 10 Yerinden 10 Görkemli Kanal
Arkeolojik Kazılar, Türk Kaleleri ve THY
Birinci Konstantin
Barka İle Seyahat
Osaka
Modern Tanıma Göre Turizm’in Keşfi
Nasıl?
Seyahat Teknolojisi
Zekeriya Şen’in Hindistan İzlenimleri Serisi-2
Zekeriya Şen’in Hindistan İzlenimleri Serisi-1
Nam-ı Diğer: Zamanla İsmi Değişen Ülkeler
1900’lerde Paris'te Bir Fuar ve Yürüyen Kaldırım Hikayesi
Mars’ta Tatil Yapmak Mümkün mü?
Rock’n Roll ve Otel Sektörü
Nepal Denince Akla…
2016’nın Favori Destinasyonu: İzlanda
Gelişen Teknoloji Işığında Geleceği Öngörmek
Bavulunun Sesini Dinle : BagSentry
Düşük Sınıf Negatifliği Burada Yok: Narita Havalimanı
Kültürel Varlıklarımız: Ayasofya
İLETİŞİM
Adres: Barbaros Bulvarı, Barbaros Apt. No.74 K.7 D. 18-19 PK.34349 Balmumcu, Beşiktaş-İstanbul / Türkiye
Tel: 0 850 622 33 78   Faks: 0 212 216 10 30
E-Posta:  fest@festtravel.com

WhatsApp: 0534 015 62 30
Çalışma Saatlerimiz: Pazartesi - Cuma / 08.30 - 18.30
Mesai saatleri dışında bize ulaşmak için yurtdisi@festtravel.com adresimize yazabilir ya da 0534 015 62 30 no’lu telefonu arayabilirsiniz.