Paris'te Sanat ve Müzik


Her ülkenin bir 'Paris'i vardır. Bu unvan o kentin kültür ve medeniyet açısından diğer kentlerden üstünlüğünü anlatır. Peki Paris, bir prestij göstergesine ne zaman dönüştü?

Elbette bu üstünlük bir anda kazanılmadı. Paris bu noktaya gelene dek tarih boyunca pek çok sınavdan geçti, siyaset ve sanatta devrimler göğüsledi. Bugün Fransız tarihini bilmeden Avrupa tarihini anlamak mümkün olmaz. Fransa'nın tarihi ise büyük yenilgiler ve büyük başarılarla iç içe geçmiş bir yumaktır.

 

PARİS'TE GEÇMİŞE YOLCULUK

Şehir adını 2000 yıl önce buraya yerleşmiş Parisii kabilesinden alır. Seinne Nehri ortasındaki adaya yerleşmiş bu kabile, kısa süre sonra Roma İmparatorluğu'nun saldırısına uğrar ve Roma hakimiyetine girer.

Paris kentinde geziye tarihe uzanan bir yolculuk ile başlayalım. Bugün Ile de la France diye adlandırılan bu adaya, şehrin 'sıfır noktası'na ayak basarak dilekte bulunduktan sonra, eski kent kalıntıları üstüne kurulmuş ve Victor Hugo'nun romanı ile ölümsüzlüğe kavuşmuş Notre Dame Kilisesi, olağanüstü güzellikte işlenmiş ön cephesi ile bizi karşılayacaktır. Kilisenin arkasındaki çiçek pazarından geçip Seinne Nehri üzerinde kurulmuş ilk köprü olan Pont Neuf'ten kentin sol yakasına (Rive Gauche) geçiyoruz. Nehir kıyısındaki sahafların arasından geçerek Romalıların izlerini sürmeye devam ediyoruz.

Romalılardan kalma Cluny Hamamları bugün bir ortaçağ müzesi. Bu hamamın yer aldığı semtin adı Quartier Latin. Daracık labirent sokakları, etnik lokantaları ve ünlü creperie'leri ile bu bohem semt, Sorbonne Üniversitesi’ne yakın olduğu için sayısız öğrenci kafesine sahip. Bir zamanlar üniversite öğrencileri kendilerine dikkat çekmek için bu kafelerde otururken aralarında Latince konuşurlarmış, böylece zaman içerisinde semt ‘Latin Mahallesi’ adını almış.

13. yüzyılda kurulan ve dünyanın ilk üniversitelerinden biri olan Sorbonne'un bir yanı Lüksemburg Bahçeleri’dir. Kent merkezinde yer alan bu kraliyet bahçeleri, Fransız barok bahçe sanatının en güzel örneklerinden birini sunar. Güzel bahar günlerinde öğrenciler ile dolu parktan geçerek, dünyanın tek laik tapınağı Pantheon’a giriyoruz. Burası, Fransız Devrimi'nden sonra “Aklın Tapınağı” ilan edilmiş ve Voltaire, Rousseau, Victor Hugo ve Emile Zola gibi Fransız yazar ve düşünürlerinin ebedi dinlenme yeri olmuştur. Anıtsal mezarlarını ziyaret edip aklın ve bilgeliğin temsilcilerini şükran ile anıyoruz. Fransız neoklasisizminin ilk örneklerinden olan ve Roma’daki Pantheon örnek alınarak yapılan bu muhteşem tapınağın ardından hemen yakınındaki bir başka dünyaya uzanalım.

Yahya Kemal, Fikret Mualla, Abidin Dino gibi isimlerin sonsuz bir mestlikle yaşadığı ve aktardığı Saint Germain semtindeyiz. Semtin Les Deux Magots ve Cafe des Fleurs adlı kafeleri, varoluşçuluk felsefesinin doğduğu yerler olarak bilinir. Beauvoir ve Sartre’ın sohbetlerini hayal ederek bunlardan birinde kahvemizi yudumluyoruz.

Saint Germain, yalnızca edebiyatın değil, Fransız resminin de beşiği. Academie Des Beaux-Arts, klasik resmin katı prensiplerinin belirlendiği güzel sanatlar akademisi olarak tarihe geçmiştir. Pek çok ressamın atölyesi bu akademinin yakınlarında yer alırdı. Bunlardan belki de en ünlüsü, Romantik resmin kurucularından Delacroix'nın atölyesi bugün bir müze. Klasik resimden modern resme geçiş köprüsünü kurmuş, resimde devrim yapan Empresyonistlerin yolunu açmış olan ressamın müzesini geziyoruz.

 

BAŞKA MÜZELER

Paris'te sanat gezimizde iki müze daha yer alacak. Zengin arkeoloji koleksiyonu ile ünlü Louvre Sarayı'nda, Da Vinci'nin “Mona Lisa”sından Michelangelo'nun “Ölmekte Olan Köle” heykeline dek uzanan klasik sanat eserlerini, Neoklasik resmin üstadı David’in, Fransız Oryantalizminin temsilcisi Ingres’nin ve Romantizmin temsilcisi Delacroix’nın diğer eserlerini görüyoruz. Fransız kraliyet mücevher koleksiyonu ile gezimizi sonlandırıyoruz.

Ve Modern Resim: Fransa’da 18. yüzyıl sonunda gerçekleşen Fransız Devrimi, sancılı olmuş ancak ardından gelecek devrimlerin yolunu açmıştır. Aradan bir yüzyıl geçtikten sonra, devrim sanata da sıçramıştır. Empresyonistler olarak adlandırılacak ve 19. yüzyıl sonuna damgasını vuracak ressamların en çarpıcı eserlerini göreceğimiz Orsay Müzesi’ndeyiz. Manet’nin sergilendiğinde olay yaratan “Kırda Öğle Yemeği” ve “Olympia”sından, Monet, Pissarro, Renoir ve Degas’ya uzanan bir yolculuk bizi bekliyor.

 

PARİS'TE MÜZİK 

Champs-Élysées Bulvarı’nda yürüyüş yapmak, bir kafeye oturup hayatın akışını izlemek ya da Champs-Élysées Tiyatrosu’nda bir opera izlemek istemez miyiz? Bastille Tiyatrosu’nda bir dans gösterisine gitmek? Ya da Paris’te yeni yuvasına kavuşan Philharmonie de Paris’de bir konsere? Opera Garnier’nin muhteşem atmosferini yaşamak? Pek çok klasik müzik konserine ev sahipliği yapan Madelaine Kilisesi’ni görmek?

Gelin, Paris’te Kültür ve Sanat gezimizi müzik ile taçlandıralım.

 


Makaleleri
İmbros'da Meryem Ana Panayırı
Paris'te Sanat ve Müzik
KUTSAL ŞRİ LANKA
İustinianos'un Konstantinapolisi
İLETİŞİM
Adres: Barbaros Bulvarı, Barbaros Apt. No.74 K.7 D.20 PK.34349 Balmumcu, Beşiktaş-İstanbul / Türkiye
Tel: 0 850 622 33 78   Faks: 0 212 216 10 30
E-Posta:  fest@festtravel.com

WhatsApp: 0534 015 62 30
Çalışma Saatlerimiz: Pazartesi - Cuma / 08.30 - 18.30
Mesai saatleri dışında bize ulaşmak için yurtdisi@festtravel.com adresimize yazabilir ya da 0534 015 62 30 no’lu telefonu arayabilirsiniz.