Konya Mevlâna Dergâhı


Mevlâna Dergâhı’nın bulunduğu yerdeki ilk yapılaşma Mevlâna’nın ölümü ile başlar. Babası Bahâü’d-din Veled 1231 yılında vefat edince o zamanlar Selçuklu sarayının gül bahçesi olan yere defnedilir. 1273 yılında Mevlâna ölünce büyük oğul Sultan Veled burada bir türbe inşa ettirir. Kubbetü’l-Hadra yani Yeşil Kubbe adıyla anılan bu yapı zaman içerisinde büyük bir kompleks haline dönüşen Mevlâna Dergâhı’nın çekirdeğini oluşturmaktadır.

 

İslam düşünce hayatında derin izler bırakmış olan Mevlâna Celâleddin-i Rûmî 1207 yılında Horasan bölgesindeki Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna ilk eğitimini babası Bahâü’d-din Veled’den alır. Devrinin önde gelen âlimlerinden biri olan ve Sultânü’I-Ulemâ olarak anılan Bahâü’d-din Veled 13. yüzyılda tüm Asya coğrafyasını derinden sarsan Moğol istilası nedeniyle göç etmek zorunda kalınca, Mevlâna’yı varlığın özüne yani “aşk”a sürükleyen gönül yolculuğu da başlamış olur.

Nişabur, Bağdat ve Kûfe üzerinden Mekke’ye giderek hac görevini yerine getiren Bahâü’d-din Veled dönüşte Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) gelir ve ailesi ile birlikte buraya yerleşir. Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdığı medresede yedi yıl süreyle tasavvuf ve ilim faaliyetlerinde bulunan Bahâü’d-din Veled, Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubâd’ın daveti üzerine hayatının son durağı olan Konya’ya geldiğinde büyük bir saygı ve coşkuyla karşılanır.  Bahâü’d-din Veled ve ailesi döneminin önemli ilim, kültür ve sanat merkezlerinden biri olan Konya’da Altunapa (İplikçi) Medresesi’ne yerleşerek tasavvuf faaliyetlerine devam ederken Mevlâna da ilmî ve fikrî bakımdan olgunlaşmış ve devrin hatırı sayılır âlimleri arasına katılmıştır.

Bahâü’d-din Veled’in vefatından sonra onun meclisine katılan yakın dostları ve müritleri aynı bağlılığı oğlu Mevlâna’ya da göstermişlerdir. Böylece, Mevlâna’nın temsil ettiği düşünce bir süre sonra güçlü bir tasavvuf hareketine dönüşür. Ancak Mevleviliğin bugüne yansıyan formel kalıpları ve birtakım ritüelleri ancak Mevlâna’nın ölümünden sonra, onun müridi ve halifesi Çelebi Hüsameddin zamanında şekillenmiştir. Ayrıca, Mevlâna’nın her zaman övgüyle söz ettiği Çelebi Hüsameddin, Mesnevi’nin de yazılmasına vesile olan kişidir. Medresede, Ilgın kaplıcalarında, Konya hamamında, Meram’da ve daha birçok yerde gönülden dile yansımış zamansız ve mekânsız bir duygu yoğunluğunun ürünü olan toplam 27 bin 500 beyitlik Mesnevi Çelebi Hüsameddin tarafından yazılırken ilk on sekiz beyiti bizzat Mevlâna eliyle kaleme alınmıştır. Bu nedenle Mevleviler tarafından 18 sayısına derin anlamlar yüklenmiş ve mutfakta 18 sayısının kutsallığına istinaden on sekiz hizmet alanı tanımlanmıştır.

Mevlâna’nın aşka yolculuğundaki en önemli durak hiç şüphesiz Şems-i Tebrizî ile tanışmasıdır. Mevlâna Şems’e karşı beslediği duyguları şu sözlerle tarif eder:

“Beden bakımından ondan uzağız amma; 

Cansız bedensiz ikimiz de bir nuruz;

İster O’nu gör ister beni...

Ey arayan kişi! Ben O’yum, O da ben.”

Şem-i Tebrizî Mevlana’nın fikir ve duygu dünyasında yeni bir pencere açmış, ona kendisini göstermiştir. Kimi zaman hangisinin mürşit hangisinin mürit olduğu tartışılırsa bile aslında Mevlâna ve Şems birbirlerine dönük birer ayna gibidirler, birbirlerinin derinliklerinde kaybolup hiçliğe ulaşmışlar ve sonunda mutlak varlığın sırrına ermişlerdir.

 

Mevlâna Dergâhı’nın bulunduğu yerde ilk yapılaşma Mevlâna’nın ölümü ile başlar. Bahâü’d-din Veled 1231 yılında vefat edince o zamanlar Selçuklu sarayının gül bahçesi olan bu yere defnedilir. Yakın dostları ve müritleri Bahâü’d-din Veled’in mezarı üzerine bir türbe yapılmasını isterlerse de Mevlâna, hayatı boyunca bu isteklerin karşısında olmuştur. Ancak 1273 yılında Mevlâna ölünce aynı istekler bu kez de Mevlâna’nın büyük oğlu Sultan Veled’e yöneltilir ve ısrarlara kayıtsız kalamayan Sultan Veled zamanında Mevlâna ve Bahâü’d-din Veled için bir türbe inşa ettirilir. Kubbetü’l-Hadra yani Yeşil Kubbe adıyla anılan bu yapı zaman içerisinde büyük bir kompleks haline dönüşen Mevlâna Dergâhı’nın çekirdeğini oluşturmaktadır.

Mevlevi Dergâhı tilâvet odası, huzûr-ı pîr, semâhâne, mescid, matbah ve derviş hücrelerinden oluşmaktadır. Bu mimari bütünlüğün etrafında ise farklı dönemlerde inşa edilen Sinan Paşa, Hürrem Paşa ve Mehmed Bey türbeleri ile küçük bir de hazire yer alır. Aslında hemen bütün yapılar bir avlu etrafında toplanmıştır. Dervişan, Çelebiler ve Hamuşan kapıları olmak üzere üç ayrı girişi bulunan avlu batı ve kuzey yönlerden L formundaki derviş hücreleri ile çevrelenmiştir. Avlunun güneyindeki matbah, dergâhın en önemli birimlerinden biridir ve içerisinde meydan-ı şerifi de barındırır. Aynı zamanda, Mevleviliğe intisap etmek isteyen bir kişinin tasavvuf yolculuğu da matbahta başlar. Matbah ve derviş hücreleri 1584 yılında Sultan III. Murad tarafından inşa ettirilmiştir.

Dergâhın ana yapısı olan Huzûr-ı Pîr’in girişinde tilâvet odası yer almaktadır. Huzûr-ı Pîr’e Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa tarafından 1599 yılında yaptırılmış gümüş kaplamalı bir kapıdan girilir. Kubbet’ül Hadra’ya uzanan yürüme yolunun sol tarafındaki set üzerinde Horasan erlerinin mezarları sıralanırken, Huzûr-ı Pîr’in güney ve doğu yönündeki set üzerinde ise on tanesini hanımlara ait olmak üzere Bahâü’d-din Veled’in soyundan gelen kişiler ile Mevlevilikte makam sahibi olmuş tasavvuf ehline ait mezarlar bulunur.

Kubbet’ül Hadra denilen, dışarıdan yeşil renkli külahın örttüğü kısım dergâhın en gösterişli bölümüdür. Yoğun kalemişi süslemelerin görüldüğü bu kısımda Mevlâna ve Sultan Veled’in mezarları, hemen yanı başında ise Bahâü’d-din Veled’in ahşap sandukası yer almaktadır. Aslında, söz konusu ahşap sanduka Mevlâna’nın mezarı üzerinde bulunmakta iken Kanuni Sultan Süleyman 1565 yılında bugünkü mermer sandukayı yaptırınca ahşap sanduka da Bahâü’d-din Veled’in mezarı üzerine konmuştur. Huzûr-ı Pîr’in kuzeyinde ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan semâhâne ve mescit bölümü yer almaktadır.

1926 yılına kadar tasavvuf faaliyetleri içerisinde bulunan Mevlevi Dergâhı tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra “Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi” (Konya Eski Eserler Müzesi) adı altında müzeye dönüştürülür. 1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve adı “Mevlâna Müzesi” olarak değiştirilmiştir.

---

FEST Travel’ın tüm Konya gezilerini şu linkten inceleyebilirsiniz:

http://www.festtravel.com/konya-seb-i-arus-toreni

 


Makaleleri
Konya Mevlâna Dergâhı
İLETİŞİM
Adres: Barbaros Bulvarı, Barbaros Apt. No.74 K.7 D.20 PK.34349 Balmumcu, Beşiktaş-İstanbul / Türkiye
Tel: 0 850 622 33 78   Faks: 0 212 216 10 30
E-Posta:  fest@festtravel.com

WhatsApp: 0534 015 62 30
Çalışma Saatlerimiz: Pazartesi - Cuma / 08.30 - 18.30
Mesai saatleri dışında bize ulaşmak için yurtdisi@festtravel.com adresimize yazabilir ya da 0534 015 62 30 no’lu telefonu arayabilirsiniz.